The Prisoner (2009)

5

Yaşadığımız dünyanın bir yanılsamadan ibaret olduğu, bizlerin bu yanılsama içinde birer “mahkum” olduğumuz gerçeği ve gördüğümüz gerçeklikten başka bir “diğer gerçekliğin” var olduğu kurgusuna sahip yapımları kabaca bir hatırlayalım: Total Recall, Dark City, Harsh Realm, The Matrix

Orijinali 1967 yılı, İngiliz yapımı bir TV dizisi olan The Prisoner‘ın 2009 remake (yeniden yapım) sürümü, orijinal senaryodan bağımsız olarak başarılı bir atmosfer ve sürükleyici bir senaryo ile karşımıza çıkıyor.

The Prisoner’da Michael isimli karakter, çalıştığı Summakor isimli şirketten istifa etmesinin ardından kendini “Köy” adı verilen, çölün ortasındaki küçük bir kasabada bulur. Köy’de insanların isimleri yoktur. Bunun yerine herkesin birer numarası vardır. Görünüşte Köy’de herkes mutludur ve işleyen kusursuz bir düzen vardır.

Ama Michael (6) Köy’de bir mahkum olduğuna inanır ve geldiği yere geri dönmek için mücadeleye etmeye başlar. Michael, bir yandan da Köy’ün kendisini asimile etmek için yapacağı psikolojik ve fiziksel baskılara karşı koymak zorundadır.

Köy’ün dışında “Öteki Yer” adı verilen bir başka gerçekliğin olduğu düşüncesine Köy’deki başkaları da inanmaktadır. “Hayalperest” olarak adlandırılan asîler, sistem tarafından tespit edildiklerinde “hasta” olarak etiketlenerek tedaviye gönderilmekte ya da öldürülmektedir.

Daha önce Dark City’de gördüğümüz, sembolik anlamda “özgürlük” ve “huzur” anlamına gelen “okyanus” / “deniz” arayışını The Prisoner’da da görüyoruz. Dizinin alt okumalarının tümünü yazacak olsaydım, uzun bir yazı yazmam gerekirdi.

The Prisoner’da, yaşadığımız sisteme, düzene, sosyal hayatımıza dair zekice göndermeler bulunuyor. Ayrıca Summakor isimli şirketin gerçekten de var olduğunu ve dizideki senaryoyla paralel yönde çalışmalarının olduğunu da belirteyim.

“I am not a number!”

Yorumlar (5)

C. BeyazitDecember 26th, 2009 at 01:52

Bu gece ilk iki bölümünü e2′de izledim. Dizi çok çekici ama bu tarz şovları izleyemeyen birine çok anlamsız gelebilir.

Baş karakterin kendini bazı şeyleri inandırmaması, sonra da inanması çok vurucu. “I’m number 6″, yoksa “I’m not a number!”

Kafamda çok soru işareti oluştu yine :) O saydam kulele ney, yerden çıkan toplar, felçli kadın, orası hangi çöl, yoksa dünya çöl mü olmuş, çıkış varmı, kaç kişi çıkışa inanıyor, oraya nasıl geldi, 93 kim, Wonders pembe dizi mi falan filan… İzleyip göreceğiz.

TekinsizDecember 27th, 2009 at 20:58

Belirttiğin gibi dizinin açıklanmamış, havada kalmış ya da aceleye getirilmiş bölümleri var. İlk iki bölümden sonra biraz cozutuyor, evet…

TourniQueTDecember 28th, 2009 at 22:57

Az önce bitirdim diziyi, gerçekten biraz karışık yani hala herşeyi tam olarak anlayabilmiş değilim =S

genxDecember 31st, 2009 at 23:02

Akıl karıştırıcı diyalog ve uyarıcı simgelerle dolu bir dizi.Merak uyandıran tüm soruları cevaplıyor.Ama hala insanda bir boşluk bırakıyor.

TekinsizJanuary 1st, 2010 at 18:25

İşin doğrusu şu ki diziyle ilgili kritikleri ve yorumları okumak için Google’ın uluslararası sayfasından “The Prisoner 2009 Explained” olarak bir arama yaptım. Herhangi bir film hakkında bu şekilde arama yaptığınızda binlerce alt metin okumalarına, yorumlara ve kritiklere ulaşmanıza rağmen bu diziyle alakalı tek bir yazı bile bulamadım. İlginç…

Yorum Yaz