Hangi Notebook İyidir?

2

Absürt mizahın en başarılı uygulama alanlarından biri de asparagas haberlerdir. Zamanında bunu başarıyla yapan TV programlarından ŞOK‘u yıllar sonra bile hatırlarım. İnternette bulabileceğiniz en iyi asparagas haber sitelerinden biri de şüphesiz Zaytung‘dur. Haberlerdeki ince, sosyal göndermelerden burç yorumlarına kadar başarılı bir site…

İşte bu haberlerden biri var ki bilişim sektöründe çalışanlara yöneltilen “Hangi notebook iyidir?” sorusuna açıklık getirmiş. Haberin kendisine buradan ulaşabilirsiniz. Kopyalanıp yapıştırılmış hali yazının devamında…

Genç Bilişimciler’den Anlamlı Pankart: “Hangi Notebook İyidir Bilmiyoruz!”

Bilişim sektörü çalışanlarının uzun zamandır çeşitli platformlarda dile getirdikleri “n’olur her notebook almak isteyen gelip bize sormasın artık!” şeklindeki şikayetler, dün sabah Genç Bilişimciler Derneği Kadıköy Şubesi binasına asılan pankartla farklı bir boyut kazandı.

Şube önünden geçenlerin ilk başta anlam veremedikleri “Hangi Notebook İyidir Bilmiyoruz!” yazılı pankartın sırrı, Şube Başkanı Ersin Özbükey’in yaptığı basın açıklamasının ardından çözüldü. Özbükey, dernek binasında yaptığı açıklamada; “Şimdi belki koca bir şube başkanının böylesi bir konu ile sizin karşınıza gelmesini yadırgayabilirsiniz ancak üyelerimizden gelen şikayetler artık görmezden gelinemeyecek raddeye geldi” diyerek ekledi:

“Elinin Körünü Al!”

“Bugün bilişim sektöründe çalışan herkesin ortak derdi, notebook almaya karar veren son kullanıcıların soluğu direkt en yakın tanıdık IT’cinin yanında almasıdır. Şahsen ben 8 senelik sertifikalı Oracle DB Admin’iyim, ha keza diğer arkadaşlarımın da kimi Network Mühendisi kimi Yazılım Mimarı ama soru hiç değişmiyor: ‘ya ben notebook alıcam da sen anlarsın hangisi iyidir bunların?’. Ne bilelim yahu Teknosa Çalışanı mıyız biz? Neymiş, internet’e girecekmiş bi de arada oyun falan oynarmış ona göre biraz hızlı birşey olsunmuş, hangisini alsınmış. Ağzımı bozmak istemiyorum ama yani elinin körünü al çok afedersin!”

“Suç biraz da bizde!”

Sinirden zaman zaman sesinin titrediği gözlenen Özbükey, olayın bu noktaya gelmesinde bilişim çalışanlarının da suçu olduğunu belirterek çuvaldızı kendilerine batırmayı da ihmal etmedi. Özbükey, “suç biraz da bizde aslında. Yıllarca çevremizde kimin bilgisayarla ilgili bir derdi olsa aman mahcup olmayalım aman başımızdan savıyor gibi görünmeyelim diye anlamasak da yardımcı olmaya çalıştık. Yalan yanlış da olsa her sorduklarına cevap verdik. Ben bizzat oturduğum apartmandaki bilgisayarların yarısına format atmış bir insanım. Ama sevgili arkadaşlarım açık konuşuyorum, bundan sonra bu filmin böyle devam etmesine izin vermeyeceğiz. Artık notebook almadan önce kapımıza gelenlere nasıl bir muamele göstereceğimizi tüm Türkiye görecek” diyerek açıklamasını noktaladı.

Toplantının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Özbükey, bir muhabirin “yaa peki bu toshiba’lar çabuk ısınıyor diyolar doğru mu?” sorusu üzerine elindeki optic mouse’u muhabire doğru fırlatarak dernek binasını terketti.

Yorumlar (2)

TanselJanuary 28th, 2010 at 18:20

Çok güzel bir geyik olmuş. Zira benim çıldırma noktasına geldiğim bir konudur. Tanımadığım insanlar bile “gel şu bizim bilgisayara bak” diyerek beni çileden çıkartmakta, “Tansel bizim yazıcı çalışmıyor, neden?” diyerek akıl sağlığımı zorlamaktalar.

Bu aynı, tıp okuyan birine gelip de “şuram ağrıyor, neden?” diyerek, bilemediği zaman da “ne biçim doktorsun sen?” deyip aşağılamaktır.

İnsanlar bilmediği için onları da suçlayamıyorum; ama sinir bozukluğunu da bir yere aktarmak lazım :P

brsyukselFebruary 15th, 2010 at 03:42

O herifin mause fırlattığını okuyunca “seni bok” demiştim ona ancak, bu “hangi laptop iyidir” sorusuyla bir kez daha karşılaşıp çözüm olarak “laptop üretmek” zorunda kalınca, asıl bok ben oldum.

Yorum Yaz