Ermenilerin Hocalı Katliamı
Ermeniler, 25 Şubat 1992 tarihinde Rus Ordusu’nun da desteğini alarak Azerbaycan’ın Hocalı Köyü’nde tarihte eşi görülmemiş bir katliam gerçekleştirdi. Bu katliamın kurbanlarının tamamı kadın, yaşlı ve çocuklardan oluşan Azeri Türkler’di.
Ermeni Soykırımı’nı her sene gündeme getiren Ermeniler, bu katliamı dünyaya ve Türkiye’ye unutturmayı başardılar. Katliamın 16. yıldönümünde, sadece bir kaç fotoğrafla hatırlatmak istediğim bu katliamı unutmayalım, unutturmayalım.
Uyarı: Görüntülerin içeriği rahatsız edici olabilir.
Katliamıın canlı tanıklarıyla yapılan röportajlarlara da buradan ulaşabilirsiniz.

“Katledilen onlarca bebekten bir tanesi”

“Bacakları ve cinsel organı kesilerek öldürülen bir köylü”

“Karnı yarılarak bebeği dışarı çıkarılan hamile bir kadın”
SUAN COK SİNİRLİYİM AH O ASALIK İNSANLAR BİR ELİME GECSEDE PARCALASAM ONLARI AMA ONLAR ÖLMESİN ALLAH’IN KARŞISINA CIKMASINLAR COK KÖTÜ Bİ BEDEL ÖDEYECEKLER SATEN SONSUZA KADAR CEHENNEMİN EN DİBİNDE YANACAKLAR KÖPEKELER
Bu görüntülere yorum yazılamaz. Yorum kelimesi kullanmak bile iğrenç.Bu resimleri büyütüp havaalanlanı dış hatlar terminallerinin bilbordlarına asıp gelen yabancıların gözüne,gözüne sokmak lazım,ermenilerin zulmünü.Bu resimler dosyalarda,arşivlerde kalmamalı tüm dünya hergün bu resimlerle uyanmalı yoksa şerefsizlerin yanına kar kalır.
Ermenilerin bu vahşetine söyleyecek kadar hakaret içeren söz bilmiyorum. bunları yapmalarına ramem bunlardan özür dileyen türk aydını denen aşağılık insanlar var bu fotoğrafları görün önce geçmişinizi öğrenin sonra deil tarihçiyim önce insanım deyin çünkü önce insanlık gerekiyor hiç mi canınız yanmıyor bu fotoğraflara bakınca benim içim yanıyor öfke doluyorum.
ve şimdi bakın türkiye ermeni sınırını açacak ermenilerle el ele . kahrolsun terör kahrolsun AKP
allah belalarını versin,ABD ve RUS uşaklarının
BU NE BİÇİM BİR ZİHNİYETTİR BUNA İNSANLIK DENMEZ ALLAH BELALARINI VERSİN BUNLARIN SÖZDE OLAN ERMENİ KATLİAMINDA SADECE 500 BİN ERMENİ ÖLMESİNE RAĞMEN MİLYONLARCA GİBİ GÖSTERİP DÜNYADA SÜREKLİ GÜNDEMDE KALIYORLAR ANCAK BU KATLİAMDA MİLYONLARCA KİŞİNİN ACIMASIZCA ÖLDÜRÜLMESİNE RAĞMEN HİÇ BİRİ BU DÖNEMDE GÜNDEME GETİRİLMİYOR BUNUN NEDENİ NEDİR _______________BUNLARI YAPANLARIN ALLAH ATEŞLERDE YAKSIN BUNLARA HAYVAN DEMEK HAYVANLARA HAKARETTİR_______________
Şair Hasan Sancak, Ermeni İhaneti Şiir Kitabına Destekçi Arıyor!..
ERMENİLERİN İHANETİNİ 3000 MISRA İLE OKUMAK İSTER MİSİNİZ?
http://www.edebiyatdefteri.com/siir/177852/millet-i-sâdika’nin-vatana-ihaneti..html – 185k -
HABER İÇİN RESİM AŞAĞIDAKİ SİTEDEDİR.
http://milletisadikavehocalikat.blogcu.com
Eğer yukarıdaki ilişimler çalışmıyorsa, İnternet tarayıcınızın adres çubuğuna kopyalayınız.
MİLLET-İ SÂDIKA’NIN VATANA İHANETİ…
VE
HOCALI KATLİAMI !..
Alçaklık… Ayaklanma… Bölücülük… Canilik…
Casusluk… Cinayet… Çanağa Pisleme… Dehşet… Döneklik… Düşmanla İşbirliği… Hainlik… Hıyanet… Irza Geçme… İstismar… İsyan… İşkence… Kahpelik… Katliam… Kışkırtma… Kıyım… Öldürme… Pusu… Sabotaj… Saldırganlık… Soykırım… Şerefsizlik… Tahribat… Tahrik… Vahşet… Vefasızlık… Zulüm…
Alaçamlı=Köprübaşılı Halk Şairi, Reklâm Yazarı, Eğitimci, Gazeteci Hasan Sancak “Millet-i Sadıka’nın Vatana İhaneti ve Hocalı Katliamı” isimli şiir kitabına destek olacak belediye başkanları ve işadamlarından ilgi ve destek bekliyor.
Konu ile ilgili görüşlerini dile getiren Sancak:’ Ermeni İhanetini 3000 mısra ile anlattım.1015 yılından 21.yüzyıla kadar Türklerle münasebetlerini 7+7=14’ lü hece ölçüsüyle şiirleştirdim. Bu şiir kitabım çok farklı bir şiir kitabıdır.İlk defa böyle bir şiir kitabı yazılmıştır. Bu uzun şiirimi 3 haftada bitirdim. Bunun çocuklar ve gençler tarafından özellikle okunmasını ve Türkiye’deki bütün kütüphanelerde okuyucuların bilgisine sunulmasını istiyorum.Böylelikle okuyanların şiire karşı bir ilgileri olacaktır.Geçmişlerini de öğrenmiş olacaklardır. Bütün olayları en ince ayrıntısına kadar tarih sırasına göre anlattım.
Ermeniler, tarih boyunca başka devletlerin yönetimi altında kalmışlar ve bağlı oldukları devletlerin himayesinde bulunmuşlardır. Onlarla ilk tanışmamız 1015-1020 yılları arasında olmuştur. Hepsini Bizans’ın zulüm idaresinden kurtaran ve onlara insanca yaşama hakkını veren, Selçuklu Türkleri olmuştur. Ermeni’nin yerine-yüzyıllar “Hayk” sözcüğü kullanılmıştır. Köle bir toplumdular. Osmanlı Devletinde 600 sene özgürce yaşamışlardır.Kendi kiliseleri vardı. Hepsi Hıristiyan’dılar. Dilleri, dinlerine hiçbir zaman müdahale olmadı. Osmanlı ile uyum içerisinde yaşadıkları için “Millet-i Sadıka” ismi verilmiştir. Yönetim kadrosunda tercümanlık, danışmanlık ve bakanlık bile verilmiştir. İçlerinden müzisyen, edebiyatçı, bürokrat, tıp adamları çıktı. Kuyumculuk, doktorluk, yapı ustalığında uzman kişi olmuşlardır.
Fatih döneminde ise, Ermenilere din ve vicdan hürriyeti en üst düzeyde verilmiş, Ermeni cemaati için dini ve sosyal faaliyetlerini yönetmek üzere Ermeni Patrikliği kurulmuştur. Osmanlı idaresinde Ermeniler dini görevlerini tam bir hürriyet içinde yerine getirirlerken, kendi din adamlarını da yine kendilerinin tayin etmelerine izin verilmiştir.Aynı şekilde Anadolu’nun Türk idaresine girmesinden sonra burada yaşayan Ermeniler, kendi dillerini de tam bir serbestlikle konuşmaya devam ettiler. Osmanlı yönetimi, diğer cemaatlere uyguladığı politikayı onlara da uygulayarak Ermenice’yi ve Ermeni adlarının kullanılmasını serbest bıraktı. Türk matbaasının kurulmasından 160 yıl kadar önce Venedikte matbaacılık eğitimi görmüş olan Sivaslı Apkar adındaki bir papaza 1567de İstanbulda bir Ermeni matbaası açması için izin verildi. İstanbuldan başka İzmir (1759), Van (1859), Muş (1869), Sivas (1871) gibi taşra şehirlerinde de yeni Ermeni matbaaları faaliyete geçmiştir. 1908de bütün ülkede Ermeni matbaası sayısı 38e ulaşmıştır. Nitekim 1910 yılında İstanbulda Ermenice 5 gazete ve 7 dergi çıkarılmaktaydı.Osmanlı idaresinde Ermeniler, Türk insanının hoşgörüsünden de yararlanarak, adeta altın çağlarını yaşamışlardır. Askerlikten ve kısmen de vergiden muaf tutulan Ermeniler, ticaret, zanaat ve tarım ile idari mekanizmalarda önemli görevlere yükselme fırsatını elde etmişlerdir. 19. yüzyılın son çeyreğine kadar Osmanlıların bir Ermeni sorunu olmadığı gibi, Ermeni halkının da Türk yöneticileriyle halledemedikleri bir mesele mevcut değildir.
Osmanlı Devleti zayıflamaya başlayıp, misyoner okulları kurulup, hemen her konuda Avrupa’nın müdahalesine maruz kalınca, Türk-Ermeni ilişkilerinde de bir bozulma devri başlamıştır.İngilizler, Fransızlar ve Ruslar Osmanlı Devletini bölerek, bölgesel çıkarlarına ulaşabilmek için, Ermenileri Türk toplumundan koparmayı hedeflemişlerdir. Özellikle “ıslahat” adı altında bir yandan Osmanlı Devletinin iç işlerine karışırken, bir yandan da Ermenileri Osmanlı yönetimine karşı teşkilatlandırmışlardır. Böylece ülke içinde ve dışında teşkilatlanan ve silahlanan Ermeni komiteleri ile Ermeni kiliselerinin kışkırtıcı faaliyetleri sonucunda, Ermeni toplumu yavaş yavaş Türklerden uzaklaşmaya başlamıştır.Türklerin iyi tutumuna karşın, yabancı devletlerle işbirliğine girmek suretiyle Türklerle mücadeleye başlayan Ermeniler, Batının desteğini alabilmek için kendilerini “ezilen bir toplum” olarak göstermeye ve “Anadolu üzerindeki egemenlik haklarını Türklerin gasp ettiği” iddiasını dile getirmeye başlamışlardır.
Islahat Fermanı ile Müslümanlar ve Gayr-i Müslimler hukuk önünde eşit statüye getirilince ayrıcalıklarını kaybeden Ermeniler, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonunda Rusya’dan, “işgal ettiği Doğu Anadolu topraklarından çekilmemesini, bölgeye özerklik verilmesini veya Ermeniler lehine ıslahat yapılmasını” istemişlerdir. Ermenilerin bu talebi, Rusya tarafından kısmen kabullenilmiş, Osmanlı-Rus Savaşının ardından imzalanan Yeşilköy, eski adıyla Ayastefanos Anlaşması ve daha sonraki Berlin Anlaşmasıyla Ermeni sorunu uluslar arası bir boyuta taşınmıştır. Böylece, Türkiye’yi bölmek isteyen yabancı güçler, Türk-Ermeni ilişkilerine müdahale etmeye başlamışlardır. İngiltere ve Rusya tarafından tarih sahnesine sunulan Ermeni meselesi, aslında emperyalizmin Osmanlı Devletini yıkma ve paylaşma politikasının bir uzantısıdır. Sözde Ermeni soykırımı iddiaları ve yalanları da işte bu politikanın propaganda ürünüdür.
Hocalı Katliamı Karabağ Savaşı sırasında 25 Şubat 1992 ve tarihinde Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı kentinde Azeri sivillerin, Ermeniler tarafından katliamı olayıdır. Azeri kaynaklarının ve Memorial, İnsan Hakları İzleme Örgütü gibi bazı uluslararası insan hakları kuruluşlarının bildirdiklerine göre katliam, Rus 366. Motorize Piyade Alayı’nın desteğindeki Ermeni silahlı kuvvetleri tarafından gerçekleştirilmiştir.İnsan Hakları İzleme Örgütü, Hocalı Katliamını Dağlık Karabağ’ın işgalinden bu yana cereyan eden en kapsamlı sivil kırımı olarak nitelendirmiştir. Saldırıda ölenler hakkında Azerbaycan resmî kaynaklarının bildirdiği rakam 106’sı kadın, 83′ü çocuk olmak üzere toplam 613 kişi olmakla birlikte katledilen toplam Azeri sayısının bin 300 kişi olduğu tahmin ediliyor .
Katliamın ardından Azerbaycan, Hankendi’ndeki 366. Motorize Piyade Alayı’nın saldırıya katıldığını açıkladı. Çünkü saldırıda gelişmiş konvansiyonel silahlar kullanılmıştı. Bunlar değil bölgedeki yerel gruplarda, yeni oluşmaya başlayan Azerbaycan ve Ermenistan ordularında bile yoktu. Rus tarafının tersini söylemesine karşın alaydan firar eden üç Rus askeri 3 Mart 1992′de düzenledikleri basın toplantısında, Hıristiyan Ermeniler yanında Müslüman Azerbaycanlılara karşı savaşmalarının istendiğini itiraf etmiştir.Hocalı’ da yaptıkları vahşeti, insanım diyenler yapmaz. İhanetin büyüklüğü hiçbir zaman bağışlanmaz…Ermenilerin bu kadar yaygara kopartmaları, kendi ihanetlerinin duyulmaması içindir. Onlar bu vatanın ekmeğini yediler, suyunu içtiler, havasını teneffüs etmişlerdir. Bunun yanı sıra yaptıkları en büyük olay, Türk Milletini arkadan hançerleyerek, ihanet etmeleridir. Şerefsizlikleri ve ölüm kusmaları kolay kolay bağışlanmaz ve unutulmaz.
’Bir şiir kitabını kalemle deftere yazmak, bilgisayara geçmek, sayfa düzenini yapmak, yanlışları düzeltmek, kelimeleri yerli yerine yerleştirmek… Büyük bir sabır ve çaba gerektirmektedir. Bunlar yapıldıktan sonra şiir kitabının okuyucuya ulaşması için paraya ihtiyaç vardır. Benim gibi maddi gücün yerinde değilse, beklemek mecburiyetindesin. Benim durumumda olan binlerce kişi bulunmaktadır. Eğer gücünüz yerindeyse, şiiri seviyorsanız, reklâmınızı yaptırmak istiyorsanız bize ulaşınız. Destek olacakların şiir kitaplarımın iç karton kapaklarında, renkli olarak tanıtımı olacaktır. Faturası kesilerek, kendinizi, şirketlerinizin tanıtımını ve yaptığınız çalışmaları kamuoyuna istediğiniz şekilde duyurabilirsiniz. Milli kültüre destek olacak iş adamlarımız ve belediye başkanlarımızdan destek bekliyorum’ dedi.
Alaçamlı=Köprübaşılı Halk Şairi Reklâm Yazarı Eğitimci Gazeteci Hasan Sancak Kimdir?
Orta Karadeniz Bölgesinin en şirin ilçelerinden biri olan, yeşille mavinin kucaklaştığı turistik Samsun’un Alaçam ilçesinden en derin saygı ve sevgilerimi sunarım. Adım soyadım Hasan Sancak’tır. Alaçamlı Halk Şairi, Reklâm Yazarı, Eğitimci, Gazeteciyim. 24 senedir basının içindeyim.53 yaşındayım. Nagehan isminde bir kızım, Alp Cihan ve Boğaç Han isminde de iki tane erkek çocuk sahibiyim. Alaçam ilçesinde 01.01.1956 yılında doğdum. Aslen Trabzon’un Köprübaşı İlçesindenim. Bize burada Hacı Dedeoğlu Sülalesi (SANCAK) derler. (Hacı Seyit Dedeoğlu’ nun-Merhum) en büyük oğlu Yakup Sancak’ın oğluyum. Dokuz kardeşiz. Annemin ismi Emine, (Merhume) babamın Yakup’tur.
Alaçam’da sırasıyla Fatih İlkokulu’nu, Alaçam Lisesi’nin orta ve lise kısmını tamamladım. 06.11.1980′de Samsun Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümü’nden mezun oldum. Aynı sene Ankara’da kurayı çekerek, 15.12. 1980 ’de Hatay ili Antakya Atatürk Ortaokulu’nda depo öğretmenliği görevinde bulundum. 14. 01,1981’de ayrıldım. 19.01.1981′de Antakya Şenköy Ortaokulu’na Stajyer Türkçe Öğretmeni olarak tayin edildim. 21.06.1981- 02.01.1982 yılları arasında müdür vekilliği üstlendim.
19.01.1982’de stajyerliğim kalktı.15.12.1983 yılında Antakya Hassa Salmanuşağı Ortaokulu’na gönderildim.15.01.1984′te Isparta 40′ıncı Piyade Alayı’nda, dört ay süreyle, askerlik görevimi er olarak gerçekleştirdim.
15.12.1985’te eş durumu dolayısıyla Samsun’un Alaçam İlçesi İmam Hatip Lisesi’ne tayinim çıktı. Burada 15.09.1999 yılına kadar görev yaptım. Aynı tarihte Alaçam Cumhuriyet İlköğretim Okulu’nda Türkçe Öğretmenliği görevine başladım. Birinci dönem görev yaptıktan sonra Kaymakamlık oluruyla ikinci dönem Fatih İlköğretim Okulu’na atandım.
Millî Eğitim Bakanlığı’nın çıkarmış olduğu ‘Norm Kadro’ dolayısıyla 06.07.2000 yılında Alpaslan İlköğretim Okulu’nda Türkçe Öğretmenliği görevine başladım.15 saat Alpaslan İlköğretim Okulu, 15 saat Karşıyaka İlköğretim Okulu’nda Türkçe dersine girdim. Millî Eğitim Bakanlığı’nın çıkartmış olduğu ‘Norm Kadro’yu Danıştay’ın değiştirerek, meslekteki kıdeme göre tayinlerin yapılması esasına dayanarak, tekrar tayin istedim.2001 yılının ilk 6 ayında Karşıyaka İlköğretim Okulu ve Atatürk İlköğretim Okulu’nda görev yaptıktan sonra 31.07.2001’de Cumhuriyet İlköğretim Okulu’nda asil öğretmenlik görevine döndüm. Toplam 25 sene dört ay görev yaptıktan sonra bu okuldan 2005–2006 yılının Temmuz ayında emekliye ayrıldım.
Ben,1 Aralık 2000 de,44 yaşında gördüğü gerçek rüya reklâm senaryosunu notere onaylatan ve bu tarihten sonra da rüyalarında reklâm senaryoları gören dünyadaki ilk ve tek kişiyim. O tarihten itibaren de düşümde reklâm senaryoları görerek, notere onaylattım. Bu tarihten sonra da reklâm senaryoları yazmaya başladım. Notere onaylattığım ilk gerçek rüya reklâm senaryom ile birlikte, reklâm yazarı oldum. 5 Aralıkla, 12 Aralık 2000 tarihleri arasında ulusal televizyon ve gazeteler beni dünya ve Türkiye’ye flaş haber olarak duyurdular. Coca Cola benden beş sene sonra noter onaylı gerçek rüya reklâm senaryomu dünya ve Türkiye’deki ulusal kanalların reklâm kuşaklarında aynen oynatmıştır. Coca Cola ile mahkememiz şu anda devam etmektedir. Samsun yerel mahkemeyi kaybetmiştim. Yargıtay’a itiraz ettik. Samsun Yerel Mahkemesinin verdiği kararı Yargıtay bozdu. Dava yakında Samsun’da tekrar başlıyor.
Şimdiye kadar şiir kitaplarım, NOTER ONAYLI RÜYA REKLÂM SENARYOLARIM, Notere onaylattığım “Televizyonlar İçin 300 e yakın İlginç Yarışmalarım ile kamuoyunun gündemine geldim.Bu reklâm senaryolarımı RÜYALARIMI ÇALDILAR!..Kitabımda okuyucularla buluşturacağım. Google’den Rüyalarımı Çaldılar, Blogcu Hasan Sancak, Noter Onaylı Rüya diye yazarsanız,yüzlerce sayfamla karşılaşırsınız. Çok ilginç alternatif reklâm senaryo önerilerim vardır. Şiir kitaplarıma desteklerinizi bekliyorum. Faturası kesilerek, şiir kitaplarımın iç karton kapaklarında renkli olarak, reklâmlarınızı yaptırabilirsiniz.Çıkan üç tane şiir kitabım vardır. Bu kitaplarla birlikte basıma hazır 50 tane şiir kitabım ve 5000 tane şiirim bulunmaktadır.50 tanesi notere onaylatılan 400 taneden fazla reklâm senaryom bulunmaktadır. Belirli yıllarda Alaçam’da (T.R.T-A.A.-İ.H.A.-D.H.A -HÜRRİYET-GÜNEŞ-ORTADOĞU-FOTOSPOR-HALK-SANCAK-ALTINOVA Gazetesi’ nin muhabirliğini ve temsilciliğini yaptım.
ÇIKAN ŞİİR KİTAPLARIM:
(O’ DUR) ÖĞRETMENİN EN GÜZEL ATATÜRK ŞİİRLERİ (2000)
ONLAR A N ALARIMIZ -ÖĞRETMENİN EN GÜZEL ANNE ŞİİRLERİ.
(2003)BENİM ANNEM MELEKTİ (‘2005)
http://milletisadikavehocalikat.blogcu.com
HASAN SANCAK
ALAÇAMLI HALK ŞAİRİ
REKLÂM YAZARI
(EĞİTİMCİ-GAZETECİ)
TEL: 0362–621 27 79
0506–2730465 (Öğretmen Hattı)
E-mail: noteronayliruya55@yahoo.com.tr
Yeni Cami Mah. Bafra Cad.4.Sok No 11
55800-ALAÇAM-SAMSUN
Başarılı calışmalarınız ve kişisel gayretiniz için sizi tebrik ediyorum. Reklam bedeline ait faturanızı adresinize gönderdim.
dedelrimiz hep anlatırdı yahudiden ve remeniden dost olmaz diye.haklıydılar.. her fırsatta arkadan vurdular insanı. ey yüce ALLAH ım sen ermenilerin kökünü kazı ve hem bu dünyada hemde öteki dünyada belalarını ver.köpeklerrrrr köpeklerrr. birde bize iftira ediyorlar soykırım yaptık diye. ananızı s……. kendimi tutamıyorum herkesten özür dilerim .